NİŞANTAŞI, ÇAĞDAŞ İSTANBUL’UN EN MODERN YÜZÜ

NİŞANTAŞI, ÇAĞDAŞ İSTANBUL’UN EN MODERN YÜZÜ

2.377 views
0
PAYLAŞ

Son günlerde, uluslararası basında kırmızı halı starlarına hazırladığı tasarımlarıyla adından çokca bahsettiren Cengiz Abazoğlu'nun hedeflerini ve başarısının altında yatan sırları ve moda aşkıyla ilgili gelecek planlarını öğrenmeye ne dersiniz?

Cengiz Abazoğlu markasının çizgisini korumak adına, Hautu Couture'de kontrolü  elimde tutmak çok daha kolay. CA hazır giyimde ise koleksiyon içerisinde farklı mekan ruhlarına göre tasarımlar yapıp, kafamda senaryolar kurguluyorum, böylece kadınlarımıza değişik roller verip, uzaktan gizli müdahele ile genel çizgimizi korumuş oluyoruz.

UT; Mütevaziliğiniz ve hümanist yapınız en az tasarımlarınız kadar kendinden bahsettiren değerler. Bize bunların altında yatan manevi temellerden bahsedermisiniz?


CA;
Bir insanın özüne yani temeline indiğinizde karşınıza çıkan en sağlam ve en güçlü değerin aile olduğunu görürsünüz. Aile insanın gelişimini ciddi derecede etkileyen bir faktör. Ben mutlu ve gönlü çok geniş bir ailede büyüdüm. Dolayısıyla sevgi içinde geçen bir çocukluğum oldu. Beni bu hümanist bakış açısına iten, ılımlı ve sevecen yaklaşıma kavuşmamı sağlayan tek neden ailemdir.
UT; 25 yıldır moda dünyasının içindesiniz. Onlarca başarılı projeye, ses getiren büyük defilelere imza attınız. Bunca yıl geçmesine rağmen hala enerjik ve üretken bir şekilde çalışıyor olmanızın sırrı nedir?


CA; Beni mesleğimde en çok motive eden, hobimi meslek edinme şansını bana veren Tanrım. Çok sevdiğim bir şeyi yaptığım için motivasyonum devamlı üst seviyede. İnsanların beğenisi gururumu okşayan ve beni besleyen en önemli noktalardan biri. Üstelik ailemin ve sevdiklerimin desteklerini her zaman yanımda hissetmek de gücüme güç katıyor. Ayrıca, sektördeki kumaş desenlerinin zenginliği ve aksesuarların büyüsü, yeni çalışmalarımda beni tetikleyen unsurlar arasında.

UT; Haute Couture alanında eminim çok farklı profillerde müşterileriniz vardır. Ama sizin genel olarak tanımladığınız CA kadını profili nedir?


CA; Couture'de daha özgürüm diyebilirim. Bire bir yaptığım ve tarihi belli siparişlerde, gerek sahne olsun, gerekse özel bir davet için olsun, orda her şey benim kontrolümde. Tasarımımla uyumlu olması için kişinin saçına ve makyajına kadar müdahale edebiliyorum. CA kadınını düşündüğümüzdeyse, aklımızda bir aile canlandırabiliriz. Çünkü ben, bu hazır giyim koleksiyonlarını üretirken, büyükanne, anne ve kızlarından oluşan bir aile düşünüyorum. Kafamda onları davete, seyahate veya gece yemeğe çıkartıyor gibi bir senarolar hazırlıyorum. O senaryo doğrultusunda her sezon sade, şık ve rahatlığı ile ön planda olan CA kadını ortaya çıkıyor.

UT; Biz atölyenizin ne kadar donanımlı ve Dünya moda devi markalarıyla eş değerde bir alt yapıya sahip olduğunu biliyoruz. Bu denli büyük ve deneyimli bir kadroya sahip olmanızın nedenlerini bir de sizden dinleyelim.


CA; Özel hayatımda ve iş hayatımdaki davranışlarım çok farklılık göstermekte. Özel hayatımda çok rahat bir adam iken, iş hayatımda çok titiz ve disiplinliyim. Prensiplerimden asla ödün vermedim. Ekibime çok güvenmekle birlikte, ticari ahlakımı kaybetmeden bu işte 25. senemi tamamladım. Bu doğrultuda ilerlediğinizde zaman içerisinde bir sistem oluşturmuş oluyorsunuz. Uluslararası bir çok siparişe hızlı dönüş yapmamızı sağlayan kalabalık bir ekibe sahibim, bu şekilde gerek Haute Couturede gerekse hazır giyimde, tüm siparişlere hızlıca cevap verebiliyoruz. Sonuç olarak bu başarıları devam ettirebilmek ve her geçen gün daha da büyütebilmek için atölyeme ve ekibime büyük yatırımlar yaptım.

UT; Televizyon proğramınız 3 sezon izleyici ile buluştu ve bir çok ülkede aynı format gösterildi. Bu tarz programların ne gibi eğitici yanları olduğunu düşünüyorsunuz?


CA;Ben kendi yaptığım proğramın bilgilendirici ve eğlenceli yanı güçlü olduğu için orda yer aldım. Bir Türk moda formatının 40'a yakın ülkeye ihraac edilmesi ve bu başarıyı elde eden projenin ekibinden yer almış olmak beni oldukça mutlu etti.


UT;
Türkiye'den veya Dünya'dan size ilham olan güçlü kadınları ve en hayran olduğunuz yönlerini öğrenmek isteriz?


CA; Benim tanıdığım ilk güçlü kadın annem oldu. Hayatımızın iyi ve kötü günlerinde duruşunu koruyup o iyi enerjisini bizden eksik etmeden, eğiten, öğreten güçlü bir kadındır. Babam tekstilci olduğu için annem de moda ile iç içe ve trendleri takip eden bir kadındı. Annemin ışıltılı aksesuarları, güzel kumaşlardan diktirdiği elbiseleri ve dönemine göre kulladığı saç modellerini asla unutamam.
Dünyadan örnek verecek olursam biraz klasik olacak ama Grace Kelly ve Audrey Hepburn'ün sade ve rafine hallerini çok beğeniyorum. Onlarında 30-40 yaşlarındaki fotoğrafları insanı büyüsü altına alıyor. Zaten kadınların zaman içerisinde kendisini bulduğunu düşünüyorum.


UT; Paris Moda Haftasında bir çok defile gerçekleştirdiniz. Bundan sonraki süreçte uluslararası alanda rotanızda bir değişiklik olacak mı?


CA; Orda yaptığım showlar beni ruhen çok tatmin etti. Türkiye'de bir çok başarılı projeye imza attım ve çok fazla övgüler aldım. Lisanını bile konuşmadığım bir ülkede olumlu tepkiler almak beni çok mutlu etti. Sanki meslek hayatıma yeniden başlamış gibi hissettim. Orda yaptığım showlar sonrası hazır giyimde daha çok yol kat ettiğimi gördüm. O nedenle şu an için show odaklı bir defile yapmayı düşünmüyorum. Ama bu fikrim her an değişebilir. Çünkü bizim gibi ruhlar o renkli showların artistik anbiyansından da uzun süre uzak kalamaz.

UT; Türkiye'de modanın merkezi olan Nişantaşının sizin için özel bir yeri var mı?


CA; Nişantaşı ne kadar karmaşık da olsa, trafiği yoğun da olsa bana her zaman Monte Napoleone yada Avenue Montaigne'yi hatırlatıyor. Ben sokak alışveriş kültürünü seviyorum. AVM 'lere her ne kadar zaman zaman gitsemde pek bana hitap etmiyor. Nişantaşı bana çok batılı geliyor. Sokaktaki gençlerin kombinasyonları, lüks ve perakende devi markaların mağazaları, tarihi ve şık binaları, renkli kafeleri ve çok eskilerden kalan butikler benim vazgeçilmezlerim.Alışveriş yaparken sokaklarında kayboluyorum. Nişantaşı çağdaş istanbulu temsil eden semtlerin başında geliyor.

UT; Eğer bir zaman makinası kullanma şansınız olsaydı, hangi yıllarda yaşamak isterdiniz ve tekrar moda tasarımcısı olur muydunuz?


CA; Ben 40'ları beğeniyorum. Her halde ilk o döneme giderdim. Ondan sonra 70'lere bir uğrardım. Çünkü o dönemin gençliğinin hareketliliği ve asiliği hoşuma gidiyor. Ben Balık burcuyum. O yüzden bir sağ bir sola çok hareket ederim :)) O nedenle bir çok döneme gitmek isterdim doğrusu. Ama hangi döneme gidersem gideyim, moda tasarımcısı olarak gitmek isterdim tabi ki. Avrupa'da 1800'ler dönemi olan üstü, 1910-20'ler de çok muazzam couture parçalar var. Fakat o dönemlerde de bizlerin işini kolaylaştıran bir çok malzeme olmayışı beni ürkütürdü herhalde :))
Bence telanın bulunması, fermuar, çıt çıt vs.. gibi malzemeler bizim işimizi kolaylaştırıyor.


UT; CA markasını gelecek yıllarda genç yeteneklerin ellerine bırakmayı düşünüyor musunuz?


CA; Benim hazır giyime geçmemin en önemli sebeplerinden birisi budur. Hazır giyimle birlikte daha genç kitlelere ulaştım. Couture' deki adetlerim aşağı yukarı belli. Fakat hazır giyimde çok fazla adetlerle ürün yapma şansım var. Yanımda şimdiden bir çok stajyer var zaten. Daha ilerki yıllarda bu konu ile ilgili bir eğitim proğramı hazırlayıp, başarılı moda tasarım mezunlarından oluşan bir takım kurmayı ve kendi markamı onlara emanet etmeyi hedefliyorum.


UT; Bize biraz yeni koleksiyonunuzdan bahseder misiniz? En çok dikkat çekeceğini düşündüğünüz modeller hangi parçalardan oluşuyor?


CA; Oversize kabanları yüzde yüz kaşmirlerle çalıştık. Gece elbiselerinde dantel kullandım. Basic ve çok iyi malzemelerle, minimal formda hazırladığım uzun gece elbiselerinin geri dönüşü güzel oldu. Kış sezonu için çift parçalar ve oversize'lar çok ön planda.


UT; ADL için yaptığınız koleksiyonlar ve uzun işbirliğiniz sektörde örnek gösteriliyor. Çok olumlu geri dönüşleri olduğun biliyoruz. Bize ADL ile aranızdaki ilişkiden bahseder misiniz?


CA; Şu an da ADL ile dokuzuncu sezonumuzdayız. Bu dört buçuk yıl demek. Yani ciddi bir süre. Zaman ne kadar çabuk geçiyor... İlişkimizin uzun soluklu oluşunun nedeni, saygı çerçevesi ve ticari ahlak kuralları içeriside, birbirimize olan yaklaşımımız.


ADL, koleksiyonun ticari anlamda geri dönüşünden çok memnun kaldı. Benim için de tabi ki ticari tarafı önemli. Ama en önemli kısmı beni milyonlarca insana ulaştırdılar. Son sezonla birlikte iki milyon yedi yüz bin parça ürün satılmış. Düşünsenize bu kadar kadının gardırobunda benim tasarımlarım ve benim adım var. Bu duygu tarif edilemeyecek kadar güzel. Benim için en önemli noktalardan biri, ADL'nin yüzde yüz Türk markası oluşu. Bu denli başarılı bir yerli marka ile kendi markamın yan yana durması, gayet memnun edici. Belki birlikte çok farklı yeni projelerle de karşınıza çıkabiliriz. Bunu zaman içerisinde hep birlikte göreceğiz.


UT; Son olarak sormak istediğimiz soru biraz tehlikeli :)) Hayranlarınızın ilgisini çekeceğini düşünüyoruz. AŞK sizin için ne ifade ediyor?


CA; Aşksız bir hayat düşünemiyorum. Bunu sadece insana olan aşk olarak tanımlamamak gerekir. Sevgisinizi her türlü varlığa aktarmanızın size çok olumlu döneceğine inanıyorum.


Gerçek aşkın ise sadakat ve özveri ile beslendiğini düşünüyorum. Ben bu inancımı, işime, aileme, dostlarıma ve tasarımlarıma duyduğum aşka da yansıtıyorum.

Hazırlayan; Ümit Temurçin (Görsel sunum ve Vitrin tasarımcısı - İMA styling eğitmeni) İnstagram; Umittemurcin


Fotoğraflar; Ufuk Altunkaş (Fotoğrafçı) İnstagram; Byaltunkas


 

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAKIN