Politik tercihlerimizde ve politik kimliklerin inşasında tarih ne kadar etkili?

Politik tercihlerimizde ve politik kimliklerin inşasında tarih ne kadar etkili?

601 views
0
PAYLAŞ

 

 

Akif Pamuk’un yazdığı Kimlik ve Tarih kitabı politik tercihlerimizde ve politik kimliklerimizin oluşumda tarihin rolünü ortaya koyuyor. Kitapta politik tartışmalarda tarihin neden ve nasıl kullanıldığı tartışılıyor.

kimliktarih_orjc (1)_385x600

Pamuk, politik kimlikle tarih arasındaki ilişkiyi şöyle tanımlıyor. Tüm kolektif kimlikler, bireysel kimliğe dair bir tahakkümü içerir. Tahakkümün temel nedeni özcü tavırlardır. Toplumsal kimliğin verili olarak toplumsal yaşamda yer alması bireysel kimliğe bir meydan okumadır. Özcü tavır kendini meşrulaştırmak için tarihe başvurur ve kendini tarihselleştirerek geçmişten bugüne, bugünden yarına kendi varlığını olumlamaya çalışır. Bu bağlamda bireysel kimlikle kolektif kimliğin en yakın olduğu yer, bireyin kendini tanımlama biçimlerini ortaya çıkardığı politik kimlikleridir. Kolektif kimlik, bireysel kimliğe dair bir kısıtlama olarak tanımlandığında yegâne etkin kurtuluş, toplumsal ve tarihsel olmayan hiçbir şeyin varolmadığını kabul etmekle başlar; aslında “son tahlilde” her şey siyasaldır. Benzer biçimde kolektif kimliklerin, farklı kolektif kimliklerle karşılaşması ve onlarla mücadelesi, kolektif kimlikleri siyasallaştırır (Kendini dindar olarak tanımlayanların, seküler olarak tanımlayanlarla karşı karşıya gelmesi, Türk-Kürt gerilimi, Alevi-Sünni gerilimi vb.). Diğer bir deyişle ulusal kimlik oluşturulurken egemen kültürel kimliğin ideoloji aygıtlarını kullanarak kültürleri kendisine benzetmeye çalışması ve buna karşılık olarak altkültürlerin de kendilerini var olma mücadelesinin bir parçası haline getirmesi, mücadele eden yapıları siyasal bağlama oturtur. Bu durum dinsel kimlik kategorileri, kültürel kimlik kategorileri ve toplumsal cinsiyet kategorileri için de geçerlidir. Burada uzlaşmazlıkların temel nedeni; varlığın tehlikeye düşmesi korkusudur.

Kültürlerin sınırları tehdit altında olduğunda, sınırların korunması mevcudiyetini devam ettirmenin aracı olarak kolektif kimlikler politik kimlik çerçevesinde örgütlenir. Bu durumda kültürel sınırları kurmaya yönelik her türlü eylemi politik olarak kavramak uygun hale gelir. Kültürün sınırları, kültürel farkı kuran ayrımlarla açığa çıktığına göre, kültürel farkın inşasının politik olduğunu iddia edebiliriz. Bu nedenle kültürel farkın simgesel dışavurumları politiktir. Elbette bu güç/ iktidar mücadelesinde, direniş anlamında bir politikadır. Bununla birlikte iktidar açısından politikanın, kültür aracılığı ile işlediğini, iktidarı insanların gündelik yaşamlarına ve alışkanlıklarına yerleştirenin kültür olduğunu da belirtmek gerekir.  Diğer bir deyişle “biz” ve “öteki” kavramsallaştırılması yapıldığında politik kimlikten bahsediyor olmaktayız. Politik olan iki türlü inşa edilir. İlki, bireyin kendi var oluşunu tanımlaması ve sürdürmesi üzerinden bireysel politik duru şu, diğeri ait olduğu kültürün tanımlanması ve sürdürülmesi üzerinden kolektif kimlik olarak politik kimliğin tanımlanmasıdır. Buradaki diğer bir ayrım, kolektif politik kimlikle bireysel politik kimliğin birbirini besleyen referans verme biçimlerine rağmen giriştiği mücadeledir. Bu mücadelenin nedeni, bireysel kimliğin inşasıyla kolektif kimliğin inşası arasındaki gerilimdir. Bu açıdan bakıldığında, kimlik mücadelelerinin siyasal alanın temel konularından birisi olması modern dönemde bireyin anlam karmaşası yaşamasının toplumsal tezahürüdür. Anlam karmaşası, bireysel kimliğin ikilemlerine dair çözüm üretmeyi politikleştirir ve benzer anlam verme biçimleri politik olanı kolektif eştirir.

Egemen söylem, ortak anlam dünyasını oluşturmak için ortak geçmiş inşa eder. Bu ortak geçmiş aynı zamanda ‘biz’ kategorisinin tanımlanması ve yaşama geçirilmesi anlamı da taşır. Altkültür grupları ortak tarih anlatısında temsil edilmediğinden aidiyet duygularını kendi biz kategorisini oluşturarak kendi tarih anlatılarını inşa ederek aşmaya çalışır. Onlar için egemen söylemin ortak tarih anlatısı, resmi tarih tezidir. Bu açıdan bakıldığında ortak tarih anlatısı, altkültür gruplarının ötekileştirilmesinin bir aracına dönüşür. Egemen kültürün biz kategorisini inşa eden tarih, altkültür gruplarını öteki ya da onlar olarak inşa eder. Bu bağlamda kolektif kimlik olarak politik kimliği doğrulayacak birçok örnek tarih anlatısı tarafından kullanıma sokulur. Böylelikle tarih politik kimliği canlı tutan bir geçmiş olarak tasarlanır ve inşa edilir ve politikacılar tarihi sürekli olarak söylemlerini güçlendirmek için kullanır.

 

Akif Pamuk

Maltepe, 2014

 

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAKIN