Gençler şiddet mağduru

Gençler şiddet mağduru

510 views
0
PAYLAŞ

Üsküdar Üniversitesi Şiddet ve Suçla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi (ŞİDAM) ve Hayatboyu Eğitim ve Şiddetle Mücadele (HEGEM) tarafından gerçekleştirilen “Çocuk Odaklı Sosyal Risk Araştırması”nın Marmara Bölgesi sonuçları açıklandı. 50bin lise öğrencisinin katıldığı anket sonuçlarına göre gençler hem evde hem de okulda şiddete maruz kalıyor. Bu durumun doğal bir sonucu olarak da birbirlerine şiddet uyguluyorlar. Öğrencilerin henüz ilkokul sıralarındayken kavgaya karışma oranları yüzde 62. Öğrenim hayatı boyunca sıra dayağı cezasına çarptırılmış olanların oranı ise yüzde 63,69 olarak belirtiliyor.

Çocuk Odaklı Sosyal Risk Araştırması’nın verileri, her iki lise öğrencisinden birinin okulda öğretmenleri veya okul yöneticisinin sözel şiddetine maruz kaldığını gösteriyor. Araştırmadaki çarpıcı bir başka bulgu da aile içinde de sözel şiddetin aynı oranda uygulanması. ŞİDAM araştırmasında sözel şiddet; ad takılması, alay edilme, iğneleyici söz söylenmesi, takılma, laf atılması, hakarete uğrama, küfür edilmesi, dedikodu yayılması, tehdit edilme, kızma ve benzeri davranışlar olarak adlandırılıyor. Buna göre anneleri tarafından sözel şiddete maruz kalan öğrencilerin oranı yüzde 56,65 iken, babaları tarafından sözel şiddete maruz kalanların oranı ise yüzde 47,05.

ŞİDAM’ın 2012 şiddet saha araştırması, 71 soruluk bir anket üzerinden yürütüldü ve Marmara Bölgesi kapsamında 50bin795 lise öğrencisine ulaşıldı. İstanbul, Tekirdağ, Edirne, Kocaeli ve Sakarya illerini kapsayan araştırma Marmara Bölgesi’nin en geniş kapsamlı şiddet araştırması.

Üsküdar Üniversitesi ŞİDAM raporunda; lise öğrencilerinin fiziksel şiddet (itme, tekmelenme, bir alet ile saldırılma, herhangi bir cisim fırlatılması, saç veya kulak çekme, tokat atılması ve benzeri davranışlar) ile karşılaşma sıklığı da sorgulandı. Fiziksel şiddet uygulanma oranına bakıldığında anne tarafından fiziksel şiddete maruz kalanların oranı yüzde 37,93 iken baba tarafında fiziksel şiddete başvurulma oranının yüzde 27,3 olduğu görüldü.

TBMM Araştırma Komisyonu’nun 2007 yılında ortaöğretim kurumlarında yürüttüğü araştırma sonuçları ile 2012 yılında ŞİDAM tarafından açıklanan sonuçlar karşılaştırıldığında:   

Öğrencilerin Karşılaştıkları ve Uyguladıkları Şiddet Davranışlarına ilişkin tablo şöyle: 

 

(Yüzde)

Karşılaşma

2007

Karşılaşma

2012

Uygulama

2007

Uygulama

2012

Fiziksel Şiddet

22

 

35,4

 

35,5

52,89

Sözel Şiddet

53

 

49,73

48,7

67,25

 

Bunun yanı sıra 2007 yılında yapılan araştırmanın sonuçları her 4-5 gençten biri fiziksel şiddetle karşılaştığını gösterirken 2012 yılında bu oran her 3 gençten birini kapsayacak şekilde artmıştır. Sözel şiddetle karşılaşma oranına baktığımızda ise 2007 ve 2012 verileri arasında benzerlik görülüyor. 2007 yılında yapılan araştırmada gençlerin yüzde 53’ü sözel şiddetle karşılaştığını ifade ederken, 2012’de bu oran yüzde 49,73 olarak ifade edilmiştir.

Üsküdar Üniversitesi Şiddet ve Suçla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi ŞİDAM’ın 2012 yılında yapılan Çocuk Odaklı Sosyal Risk Araştırması verileri Marmara Bölgesi’ndeki lise öğrencileri arasında delici-kesici alet taşıma oranının da çok yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Her 4 öğrenciden biri, arkadaşlarının her gün bu aletleri taşıdığını ifade ediyor. Bununla birlikte öğrencilerin yüzde 10,88’i vücudunda jilet izi olduğunu belirtiyor.

Öğrenciler arası şiddet uygulaması

2012 verilerine göre, öğrencilerin kişisel gözlemleri sorgulandığında ise yüzde 83,79’u öğrencilerin birbirine sözel şiddet uyguladığını ifade ediyor. Okullarda öğrenciler arasında fiziksel şiddetin yaygınlığına bakıldığında ise bu oran yüzde 80,33. Öğrencilerin henüz ilköğretim sıralarındayken bir biçimde kavgaya karışma oranları yüzde 62,05. Yine öğrenim hayatı boyunca sıra dayağı cezasına çarptırılmış olanların oranı ise yüzde 63,69.

Orhan Gumusel_400x600Şiddeti psikolojik ve sosyal olmak üzere iki ayrı açıdan değerlendiren Üsküdar Üniversitesi Eğitim Danışmanı ve Sürekli Eğitim Merkezi Müdürü Uzman Psikolog Orhan Gümüşel, Psikolojik anlamda şiddeti, öğrenmelerle biçimlenen, isteklerini elde etmede bir argüman, rekabet ortamlarında ise üstünlük mesajı olarak kullanılabilen, hayatın ilk yaşlarından yaşam süresince her alanda öğrenilebilecek bir durum olarak tanımlıyor. Gümüşel sosyal anlamda şiddetin ise, Bir davranış özelliği ve kendini ifade etmenin bir biçimi halini aldığını vurguluyor. Gümüşel genç bireylerin şiddet eğilimini ise şu şekilde açıklıyor; “Gençlerin şiddet ile ilişkisi çocuklar ve yetişkinlerden farklı gelişir ve tanımlanır. Genç bireylerde şiddet, ne çocuklar gibi basit arzuların tatminidir ne de büyüklerinki gibi otorite kaygılarına dayalıdır. Bir kanıtlama çabasının simgesidir ya da baskılanmaya başkaldırıdır çoğu zaman. Hem birilerine, hem bir şeylere, hem birbirlerine hem de kendilerine bir mesajdır. Bazen daha üstün ve güçlü olduğunu kanıtlama çabasıdır. Arzuları tutkuludur. Yüce anlamlar yüklerler onlara. Hedefleri hayalleridir. Geleceği görmeye çalışırken burunlarının ucunu göremezler bazen. Kazanmayı ve istediklerini gerçekleştirmeyi çok isterler. Bu sebepten kaybetmeye tahammülleri azdır. Duygu ve davranışlarının temelindeki özellikler abartı ve ölçüsüzlüktür. İşte burada şiddet ve suç, kazanma arzusu ile saldırmanın abartılı ve ölçüsüz bir ürünü olarak karşımıza çıkar. Hele bir de istediğini böyle elde ederse yerleşik davranış biçimi olarak genellenebilir.”

 

 

Gençler arasında şiddet önlenebilir

“Gençler söz konusu olduğunda risk alanlarının ve algısının anlaşılması ve ona göre programlar oluşturulması esastır.” Diyen Uzman Psikolog Orhan Gümüşel, Bir gençte şiddet eğilimi ile ilgili risk gruplarını ve durumlarını şöyle sıralıyor:

  • Ders başarısında düşme ve devam etme eğilimi,
  • Okula gitmek istememe ya da gittiğinde kaçma,
  • Arkadaş çevresini sık değiştirme ve ayrılıkların çok çatışmalı olması,
  • Şiddet içerikli modellerle alenen özdeşim çabası,
  • Çok talepkâr olma, harcamalarda artış ve bunların açıklamasını yapmakta zorlanma,
  • Vücudunda sebebini açıklayamadığı morluklar ya da darp izlerinin bulunması,
  • Sigara ya da başka zararlı ve bağımlılık yapan madde kullanımı,
  • Daha önce olmadığı kadar alıngan ve sinirli davranma,
  • Gece geç saatlerde dışarıda kalmak arzusu ve bunda ısrar,
  • Uyku ve iştah düzeninde belirgin ve süreklilik gösteren düzensiz davranışları,
  • Yoğun bir izolasyon içinde olma,
  • Başkaları tarafından çabucak kızdırılabilir bir yapı,
  • Kendine rahat verilmediği duygusunu sık yaşıyor olma,
  • Öfke kontrolünün yetersizliği ve sık yaşanan öfke patlamaları,
  • Geçmişinde şiddet içeren davranışların bulunması,
  • Bireysel farklılıklara toleransın zayıf olması,
  • Fevri davranma özelliği,
  • Çok çabuk hayal kırıklığına uğramak ve bunu tolere edememe.

Evrensel değerler sistemini içeren programları geliştirilmeli

Şiddet ve suçla mücadelede şiddetin ne şekilde ortaya koyulduğuna önlem üretmenin çözüm olmayacağını belirten Gümüşel, “Esas olan suç tanımlamasını önleyecek sosyopolitik programları ve eğitim programlarını geliştirmektir. Toplumların ilerleme dinamikleri olan; kendini tanıma, farkındalık, empati, uzlaşma, paylaşma, farklı düşünce ve yaşam biçimlerine saygı ve toleransı geliştirecek evrensel değerler sistemini içeren programları geliştirmektedir çözüm.” şeklinde konuştu.

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAKIN