Basın Bayramı’nı Marmara Kıraathanesi’nde kutladık

Basın Bayramı’nı Marmara Kıraathanesi’nde kutladık

496 views
0
PAYLAŞ

Basın İlan Kurumu (BİK), 24 Temmuz Basın Bayramı’nı basınımızın doğduğu yerde Bab-ı Ali’de bir dizi etkinlikle kutladı.

CX6G4485

Sansürün kaldırılışının 105. Yıldönümü nedeniyle düzenlenen programda basınımızın, fikir ve edebi hayatımızın hafızalarından Küllük Kıraathanesi’nin devamı Marmara Kıraathanesi yeniden canlandırıldı. Geçtiğimiz yıl Sultanahmet Meydanı’nda kurulan temsili Marmara Kraathanesi bu yıl İstanbul Erkek Lisesi’nin bahçesinde hayat buldu.

Gazetecilerin, yazarların habere, yazıya kısa bir ara vererek buluştuğu mekanda iftar öncesinde düzenlenen Bab-ı Ali sohbetlerinde usta kalemler, söz üstadları, şairler Bab-ı Ali’nin dünü ve bugününü konuştu.

İftardan sahura kadar

Bir zamanların Düyun-ı Umumiye binası olan mekanda iftar öncesinde başlayıp sahura kadar, edebi sohbetlerin yapıldığı, Fehmi Koru’nun yedi yıldır düzenlediği fasıl heyetinin icra ettiği nostaljik müzik eşliğinde hatıraların canlandığı programa  medya, sanat, siyaset ve iş dünyasından seçkin isimler renk kattı.

Basın İlan Kurumu Genel müdürü Mehmet Atalay’ın ev sahipliğindeki geceye Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış katıldı. Türkiye’de medyanın düne göre daha iyi durumda olduğunu ancak AB standartlarında bir medya arzu ettiklerini ifade eden AB Bakanı Egemen Bağış, tüm habercilerin bayramını kutladı.

Sansürün kaldırılması konusuna da değinen AB Bakanı Bağış, geçmişte Türkiye’de, gazete köşelerinden milli iradeye saldırılar gerçekleştirildiğini belirterek, “‘Muhtar bile olamaz’ diye manşetler atıldı. Fakat hamdolsun artık daha çeşitli ve renkli bir medya fotoğrafına sahibiz” dedi.

“En ağır sansür tek parti iktidarında yaşandı”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “105 yıl geriye gittik, basında sansür var” sözlerini de değerlendiren Bağış, en ağır sansürlerin Kılıçdaroğlu’nun partisinin, tek parti iktidarında yaşandığını ifade etti.

Geçmişte Türkiye’de, “411 el, kaosa kalktı”, “asker rahatsız” ve “ordu göreve” gibi ifadeler içeren manşetler atıldığını anımsatan Bağış, “Gazete köşelerinden çok defa milli iradeye saldırılar gerçekleştirildi. ‘Muhtar bile olamaz’ diye manşetler atıldı. Fakat hamdolsun artık daha çeşitli ve renkli bir medya fotoğrafına sahibiz” diye konuştu.

Kutlama mekanı anlamlı

Basın Bayramı’nın bağımsızlık kadar tarafsızlığın da sembolü olması gerektiğini vurgulayan Bağış, geçtiğimiz yıl Sultanahmet Meydanı’nda kurulan temsili Marmara Kıraathanesi’nin, bu yıl İstanbul Erkek Lisesi’nin bahçesinde kurulmasının sevindirici olduğunu söyledi.

Etkinliğin gerçekleştiği İstanbul Erkek Lisesi’nin tarihte Duyun-u Umumiye tarafından kullanıldığını anımsatan Bağış, “Burası iktisadi esaretimizin ana merkez üssü hükmündeydi. Büyük Osmanlı’yı finansal esarete sürükleyen yer işte burasıydı. Fakat hamdolsun Duyunu Umumiye sayfası da IMF sayfası da artık bizim için kapandı” dedi.

Gazetecilere 4000 yıl hapis cezası

Medya ile demokrasi konusuna da değinen Bağış, Türkiye’de darbe dönemlerinin medya ve demokrasi ilişkisi açısından ciddi bir örnekleme olduğunu ifade etti. Bağış, “Darbelerin en güçlü enstrümanlarından biri olarak her zaman medya başat rol oynamıştır. Öte yandan, darbe enstrümanı olarak kullanılan medya, ne garip bir çelişkidir ki o darbelerin aynı zamanda mağduru da edilmiştir” diye konuştu.

1980 darbesini örnek vererek darbenin gerçekleşmesi için medya aracılığıyla ortam hazırlandığını belirten Bağış, darbenin medyaya maliyetiyle ilgili şöyle konuştu.

“80 darbesi nedeniyle 400 gazeteci için toplam 4000 yıl hapis cezası istendi. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Gazetecilerden istenen toplam tazminat miktarı 12 milyar 848 milyon liraydı. 31 gazeteci cezaevine girdi, 300 gazeteci saldırıya uğradı, 3 gazeteci silahla öldürüldü. Gazeteler 300 gün yayın yapamadı. 13 büyük gazete için 303 dava açıldı, 39 ton gazete ve dergi imha edildi.”

Sosyal medya ve sahte hesaplar

Bağış, bugün sosyal medyanın da kötüye kullanılldığına dair emareler olduğunu ifade ederek, Gezi Parkı odaklı eylemler esnasında, özellikle twitterın sahte hesaplar vasıtasıyla kullanıldığını söyledi.

Fehmi Koru’nun doğum günü

Bağış ayıca gecede 53. yaş günü de kutlanan gazeteci Fehmi Koru’yu tebrik etti. Bağış, kendisi üzerinde de emeği olduğunu belirttiği Koru’nun yeni yaşıyla ilgili olarak “Bu gece bir yaş daha gençleşti, bir yaş daha dinamikleşti” esprisini yaptı.

Gecede ayrıca, 24 Temmuz’da doğan Fehmi Koru’nun doğum günü pastası eski bakanlardan Atilla Koç tarafından kesildi.

Gazeteciler mesleğini icra ettiği için yargılanmamalı

Gecede BİK Genel Müdürü Mehmet Atalay, Bakan Bağış’a günün anısı olarak taş üstüne işlenmiş bir Bab-ı Ali plaketi takdim etti.

BİK Genel Müdürü Mehmet Atalay yaptığı konuşmada Bâb-ı Ali’de; bütün gazetelerin âdeta birbirine komşu olduğu günlerde gündüz gazete köşesinden birbirleriyle düelloya giren kalem sahipleri, akşamları Marmara Kıraathanesi’nde buluşup sohbet ettiğini hatırlattı. Ancak gazetelerin teknolojiye yenik düşüp Bâb-ı Ali’den ayrılınca, bu özlem duyulan tablonun yaşanmaz olduğunu belirten Atalay, “Bir geceliğine de olsa o âdeti bu yıl da yeniden canlandırdık” dedi.

Basın özgürlüğü konusuna da değinen Atalay, “Bu anlamlı gün vesilesiyle, basın özgürlüğünün esas olduğu, gazetecilik faaliyetlerinden dolayı, sadece mesleğini icra ediyor olmasından dolayı hiç kimsenin ceza tehdidiyle karşı karşıya kalmadığı, hiç kimsenin mahkemelerde tutuklu veya hükümlü olarak bulunmadığı bir yıl temenni ediyoruz” diye konuştu.

Fehmi Koru’nun fasıl heyetinin yanı sıra Esat kabaklı ve Züleyha Ortak’ın sahne aldığı gece sahur programıyla sona erdi.

 

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAKIN