Kelime Yayınlarından Ada Fransa’da serisi

Kelime Yayınlarından Ada Fransa’da serisi

544 views
0
PAYLAŞ
Ada Fransa’da – Kuşların Başka Şarkılar Söylediği Ülke

Ada’nın annesi Türk, babası Fransız. İki ülkesi, iki ana dili var. İstanbul’u çok seviyor. Paris’e taşınırken, annesiyle babasının o doğmadan önce oyuncakçı dükkânında görüp sevdikleri Lapencik, Guronuş, Saçlı, Suna, Ördök, Ahtıpış ve Koksiko ile beraber olmasına rağmen biraz ağladı Ada. Ama, kuşlar başka şarkılar söylese de, Fransa’daki yaşamdan hiç vazgeçmedi.

Annem kahvesini alıp bilgisayarının başına oturdu. “Ne yazacaksın?” diye sordum.
“Seni,” dedi.
“Beni mi?”
“Evet, senin başından geçen hikâyeleri anlatacağım çocuklara.”
“Sana yardım etmemi ister misin?” diye sordum.
“Nasıl yardım edeceksin?”

“Bilmem, ilginç hikâyeler yazabilmen için, yaramazlık yaparım. Aklıma ne gelirse yaparım; bak, mesela kapının üzerine tırmanırım, duvarları rengârenk boyarım, camı kırarım, komşuları gözetlemeye giderim, evden kaçarım gizlice, İstanbul’a dönerim.”
Annemin gözleri büyüdü. “Nereden geliyor bunlar aklına!” dedi. “Sakın bak, çok üzülürüm; bunların hiçbirini yapma, uslu uslu oyna odanda, olur mu? Gezmeye çıkarız sonra beraber.”
Öyle korkmuştu ki gülmemek için dudaklarımı sıktım. Büyükler bazen şakadan hiç anlamıyorlar.

 Ada Fransa’da – Okul Hiç de Sıkıcı Değilmiş

Dizinin ikinci kitabında Ada, sevgili arkadaşı Yukiko ile birlikte okula gidiyor; öğretmeni Matmazel Arlette ile yeni okul arkadaşları Tom, Mélanie, Pauline ve Cyril’i tanıyor. Zamanla okulun sıkıcı olmadığını gören Ada, yakında aileye gelecek olan kardeşini de heyecanla bekliyor…
Annemle babam ben olmazsam üzülürler, bensiz yapamazlar. Şimdiden her şeyi unutuyorlar; mesela evden çıkarken ben “Banyonun ışığı açık kalmış,” demesem, farkına bile varmayacaklar. Anneme çorabının kaçtığını, babama ayakkabılarının boyasız olduğunu hep ben hatırlatıyorum.Arabanın anahtarlarını evde unutuyorlar, ceplerine mendil koymayı unuttukları için hep benim mendillerimi kullanıyorlar, çarşıya çıktığımızda ne almamız gerektiğini önceden küçük kâğıtlara yazıp sonra o küçük kâğıtları nereye koyduklarını bulamıyorlar. Bir de, “Sendeydi kâğıt”, “Hayır, sendeydi,” diye kavga ediyorlar. Yok, iyice düşündüm de, annemle babam bensiz yaşayamazlar.


Ada Fransa’da – Kardeşimi Birazcık Seviyorum
Dizinin son kitabı, Ada’nın, kardeşi Arda’nın gelişiyle başlar. Ada, Arda’yı giderek çok sever ve onu rüyasında St. Exupéry’nin Küçük Prens’i olarak gördüken sonra, birlikte olmanın, bir aile olmanın bilincine de ulaşır.

Geçen gün dedim ki, “Ben Arda’nın r’sini yuttum. Artık senin adın da Ada oldu.”
Önce inanmadı, sonra kafasından bir şey alıyor gibi yaptım, avucumu sıkı sıkı kapatıp ağzıma götürdüm, sanki bir şeyi yutuyor gibi yaptım. “İşte, artık r harfi yok, yuttum ben onu.”
Bir ağlamaya başladı! Annem kızacak diye korktum, “Yok yok, şaka şaka!” dedim, dinlemedi. Annem gelip kucağına aldı Ada’yı, yatıştırdı. Sonra bana baktı, bir şey diyecekti ama nefesini tuttu, başını iki yana sallayıp arkasını döndü.
Böyle bir şey söylemeyince, kendimi kötü hissediyorum. Ama gerçekten de isteyerek ağlatmamıştım Arda’yı. Azıcık akılsızsa benim suçum mu?

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAKIN