Chilai

Chilai

15.030 views
3
PAYLAŞ

Woody Allen istanbul’u anlatan bir film çekse mekan olarak göstereceği yer hiç şüphesiz “Chilai” olmalı. Tam bir yeme içme kompleksi. İçerdeki ambiyans New Yorkvari. Işıklandırmasıyla, dekorasyonuyla gerçekten elit bir mekanda olduğunuzu hissediyorsunuz.

 


Hani New York’da geçen filmlerin mekan sahnelerinde şöyle bir şey olur: Kamera içeri girer,  ortamın ambiyansına özenirsiniz. Sağda solda ayaküstü bir şeyler içip sohbet edenler, masalarda yemek yiyen ve elinde şarap kadehiyle kahkaha atan kadınlar, şık giyimli beyefendiler. İşte o izlediğiniz sahnelerin birebir aynısı burada yaşanıyor.  Lucca’dan sıkılanların kaçtığı yer haline gelmiş bile…
“Chilai” 3 farklı mekan tipini bir arada barındıran bir kompleks:
Giriş katı bar&restaurant kısmını barındırıyor. Bir de deniz kenarı olan balkonu var. Geniş ve büyük bir balkon. Açık alanda ve deniz kenarında yemek yemek isteyenler için ideal. Balkonda da bir bar var. İçerde bar kısmında takılmak istemeyenler için açık bar güzel düşünülmüş. Ayrıca deniz tarafından giriş için iskelesi de var. Teknenizle gelip mekana girebiliyorsunuz.

 


Chilai’nin ikinci katı suşi bar&restaurant. Bir japon restaurant tarzında dekore edilmiş. Bu katta ayrıca ilgi çeken bir şey var. İşte Woody Allen’ın filmine mekan olarak kullanacağı yer dememin sebebi olan bu şey bir sanat galerisi. Bu kata merdiven veya asansör ile çıktığınızda karşınıza ilk sanat galerisi çıkıyor. Işıklandırması ve dekoru gerçekten bir sanat galerisi düzeninde oluşturulmuş.  Zaman zaman ünlü sanatçıların eserleri bu alanda sergileniyormuş. Ünlü yönetmenin  ilgisini çekebilecek türden bir kat tasarımı. Woody Allen sergiye gider ve çıkmadan yemeğini de yer.
Üçüncü katı ise ;romantik yemekler ve iş toplantıları için ideal bir  yer. Bu katta kulakları rahatsız etmeyecek, karşıdaki insanı rahat duyabilecek şekilde klasik müzik çalınıyor. Tam iş toplantıları için tasarlanmış. Birkaç masa iki kişilik, diğer masalar ise 6-7 kişilik olarak düzenlenmiş.
Ve geldik bence Chilai’nin en güzel yerine: İstanbul’un abartısız en güzel terası… Bebek sırtlarına hakim bir manzara; deniz tarafına baktığınızda ise tabii mekan deniz kenarında olduğu için muhteşem bir boğaz manzarası.. Teras ise bir bar gibi tasarlanmış. -İlkbahar- yaz akşamları burada takılmak süperdir- diye düşündüm oradayken. Ayrıca ilginç bir detay daha var; Terası kendiniz kiralayabiliyorsunuz. Doğum günü partileri, davetler, özel etkinlikler için terası sadece arkadaşlarınıza ve davetlilerinize kapatabiliyorsunuz. Ücreti ise 2000 Tl’den başlıyor. Balat’da 3 katlı ve terası ağaç gören 2 katlı evlerin parti başına 1500-3000 tl arasında kiralanmasıyla kıyaslarsak son derece ideal bir ücret. Teras 150-200 kişilik.


Chilai’de en çok dilbalığı tercih ediliyor. Şarap seçiminde ise size sommelier eşlik ediyor. Şarap kavı epey bir geniş. Gelelim ne tarz müzik çaldığına;tam mekanın ambiyansına uyacak bir biçimde; “house”, “lounge”, “chill out” ve “klasik müzik”(sadece bir katta) çalıyor. Müzik direktörlüğünü “Gökhan Aydoğmuş” yapıyor. Dj’liği ise “Mahmut Orhan” yapıyor. Kendisi epey şaşırtıcı biri. Genelde bu tarz “üst sınıf” mekanlarda müzik işi çok “ince ve önemli” bir iştir. Bu yüzden bu tarz mekanların dj’leri 30+ yaşlarında olurlar. Mahmut’un özelliği ise henüz 19 yaşında olması. Dünyanın en çok satan “house”, “lounge” albüm serisi olan “Buddha bar” cd serisine giren ilk Türk dj. Gerçekten kaliteli çalıyor. Bazı mekanlarda dj’ler ambiyansa zıt bir müzik çalar ve özel bir mekanda hissettirmez sizi. Ama bu mekanda çalınan kaliteli müzik ile gerçekten iyi bir mekanda takıldığınızı hissediyorsunuz. Mekan ile müzik birbirini tamamlıyor.

“Chilai” gerçekten tam bir yeme-içme kompleksi. Bir mekana girdiğinizde arayacağınız her şeyi 4 katlı binasında barındırıyor. Yurtdışından gelen arkadaşlarınızı, sevgilinizi hiç şüphe duymadan götürebileceğiniz bir mekan.

 

Samet Cambaz

sametc@gmail.com

http://www.twitter.com/samet_c

3 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAKIN