Cemil Kavukçu: “Edebiyatımın güzel yanı, disiplinsiz olması”…

Cemil Kavukçu: “Edebiyatımın güzel yanı, disiplinsiz olması”…

1.154 views
0
PAYLAŞ

Sabit Fikir ve İstanbul Modern işbirliğiyle düzenlenen Sözünü Sakınmadan dün akşam keyifli bir etkinliğe daha ev sahipliği yaptı. Samimi bir havada gerçekleşen söyleşide eleştirmenler Semih Gümüş ve Ömer Türkeş, 80’li yıllardan bu yana öykücülüğümüzün dikkat çeken isimlerinden Cemil Kavukçu’yu ağırladı.

Sözünü Sakınmadan’ın konuğu Cemil Kavukçu, ‘öykü’yü ‘kedi’ye benzetirken, üzerinde baskı kuran hiçbir işi sevmediğini söyledi: “Öykü kediye benzer. Kediyi, yalnızca sevilmek istediği sürece seversiniz. Sevilmek istemediği zaman ise tırmalar. Öykü de aynen böyle, kendini yazdırmak istiyorsa yazdırır. Yazdırmak istemediği zaman ne yaparsanız yapın, boş.”

 

“Romanda bir kurgu yaparsınız, taslağı hazırlarsınız; sonra her gün düzenli olarak çalışırsınız” diyen yazar, öykünün kendisi için bir coşku anı olduğunu ve roman gibi, üzerinde uzun süreli baskı kuran işleri sevmediğini söyledi. Kavukçu, yazmak için oturduğunda bazen bir öykünün tümünü, bazen bir sayfasını, bazen de bir cümlesini yazdığına da değindi: “Disipline gelemiyorum. Edebiyatımın hoşlandığım yanı da disiplinsiz olması.”

Sabit Fikir ve İstanbul Modern işbirliğiyle düzenlenen Sözünü Sakınmadan dün akşam keyifli bir etkinliğe daha ev sahipliği yaptı. Samimi bir havada gerçekleşen söyleşide eleştirmenler Semih Gümüş ve Ömer Türkeş, 80’li yıllardan bu yana öykücülüğümüzün dikkat çeken isimlerinden Cemil Kavukçu’yu ağırladı.

 

 

Sözünü Sakınmadan’ın konuğu Cemil Kavukçu, ‘öykü’yü ‘kedi’ye benzetirken, üzerinde baskı kuran hiçbir işi sevmediğini söyledi: “Öykü kediye benzer. Kediyi, yalnızca sevilmek istediği sürece seversiniz. Sevilmek istemediği zaman ise tırmalar. Öykü de aynen böyle, kendini yazdırmak istiyorsa yazdırır. Yazdırmak istemediği zaman ne yaparsanız yapın, boş.”

 

“Romanda bir kurgu yaparsınız, taslağı hazırlarsınız; sonra her gün düzenli olarak çalışırsınız” diyen yazar, öykünün kendisi için bir coşku anı olduğunu ve roman gibi, üzerinde uzun süreli baskı kuran işleri sevmediğini söyledi. Kavukçu, yazmak için oturduğunda bazen bir öykünün tümünü, bazen bir sayfasını, bazen de bir cümlesini yazdığına da değindi: “Disipline gelemiyorum. Edebiyatımın hoşlandığım yanı da disiplinsiz olması.”

çizemeyeceğim korkusu var. Aslında kadınlar da var kitaplarımda. Anne olarak var, kız kardeş olarak var… Belki de aşk temasını işlemediğim için öyle görünüyor.”

Yazar neden aşkı işlemediği yönünde gelen bir soruya ise, “Onu yazan çok, bir de ben yazmayayım,” diyerek cevap verdi.

Kavukçu, “Uzak” filminin senaryosunu, Nuri Bilge Ceylan’la birlikte yazarken Ceylan’ı senaryoda kadın bulunmadığı konusunda uyardığını anlatan keyifli bir anısını paylaştı: “Senaryoyu ilk okuduğumda Nuri Bilge Ceylan’a dedim ki ‘Kadın yok burada’. Düşünün, ben diyorum bunu! Sonra kadın koyduk senaryoya.”

 

“Kasaba benim için bir korku”

 

Söyleşide Kavukçu’nun edebiyatında ‘kasaba’nın tuttuğu yer ve başka konulara geçerken sorun yaşayıp yaşamadığı da konuşuldu. Kavukçu kasabanın aslında kendisi için bir korku kaynağı olduğunu söyledi: “Çünkü orada kalırsam, ya da oraya dönersem, öykülerimde anlattığım karakterler gibi olacaktım. Önce içimdeki kasabayı yazarak boşalttım. Bu da 7-8 kitap sürdü. Ancak boşalınca o konudan çıktım.”

 

Romanlarında karakterlerinin güçlü olmasına rağmen; işlediği dönemin bulanık ve silik kaldığı yönündeki eleştirilere “dönem romanı yazmadığını” söyleyerek cevap veren Kavukçu, romancılıktan çok öykücülüğü sevdiğini, roman türünün pek çok açısından kendisine uymadığını belirtti.

 

YORUM YOK

BİR CEVAP BIRAKIN